0
🖼️ Resim
"Büyükannem gibi mükemmel olmak istedim, ancak bana hayatımı değiştiren bir soru sordu."
Yazarımızın büyükannesi, her yönüyle mükemmeliyetçi bir kişilikti. Son dönemlerinde kanser teşhisi, ona ve bana mühim bir ders verdi: Mükemmeliyet duygusundan sıyrılmak. Hayatı boyunca düzen ve mükemmelik arayan büyükannemiz, ailemizin alışkanlıklarını şekillendirdi. Ama hastalıkla karşılaşınca, kabullenmeyi öğrenerek bana da ulaşılması zor olan idealler yerine çabaya değer vermeyi teşvik etti.
Büyükannem her daim mükemmeliyet peşindeydi. Bunun sadece çok çalışarak elde edilebileceğine inanıyordu; kilo vermek, onun için bir hedef haline gelmişti. Diyet dönemlerinde, gıda kısıtlamaları ailemizde bir bağ oluşturuyordu. Temizlik maratonları düzenlerken arkadaşlarımız alışveriş merkezlerinde vakit geçirirdi. Burger King’e gidişlerimizde, oyun kıyafetleri yerine okul kıyafetlerimizi giyerdik. Temizlik standartlarımız sürekli kontrol edilir, toz denetimleri yapılırdı; onun mükemmel manikürlü parmakları, serin İtalyan karolarında kayarken asla unutulmaz bir görüntüydü.
Büyükannem, düzenin mükemmelliğe giden yol olduğuna sıkı sıkıya inanıyordu. Benim çocukluk yıllarım, onun beklentilerini karşılama çabasıyla geçti. Kendisi, bizden fazlasını talep etmedi ama kendisini çikolata ve fazla kiloları nedeniyle eleştirdiğinde, birçok anı biriktirdim. Bu durum, ona derin bir suçluluk hissettiriyordu.
Yıllar sonra, ben de anne olma yoluna adım attığımda, çocuklarımın benim yaşadıklarımı tekrar yaşamasını istemedim. Onlara dağınık olabilme özgürlüğü verecektim. Her zaman hayalini kurduğum köpek ise evde özensizlik olarak görüldüğü için sadece bir hayal olarak kaldı. Mükemmeliyet; akıl karıştıran bir ideal haline gelmişti, artık görülmemesi gereken bir gerçeklik gibi görünüyordu.
Ama ben yine de bu yolda yürümekte kararlıydım. Çocuklarımın uyumlu kıyafetler, mükemmel yılbaşı kartları olmadan geçirmelerini istemedim. Evde temizlik yaparken ve spor yaparken kendimi bitkin düşürüyordum. Dört hamileliğim boyunca sürekli spor yaptım. Doğum günü partimde, birisi “Harika görünüyorsun” dedi. Diğeri ise “Nicole, her şeyi mükemmel kılar” dedi. Bu iltifatlar beni çok mutlu etti. Büyükannemin bu sohbetin ardından gülümsediğini görmek, aramızdaki bağı güçlendiren bir an oldu.
Fakat sonra büyükannemin kansere yakalandığını öğrendik. Dört çocuğu yetiştirirken, mükemmel bir dünya yaratma çabası içindeki yorgunluğum çekilmez hale geldi. Bir gün çocuklar için hazırlık yaparken telefon çaldı; büyükannem, “Ben hastayım” dedi. Şok oldum. Hayatının her anını düzenli ve mükemmel geçirirken, yetmişli yaşlarında, oldukça aktif biriydi. Nihayetinde, onun evinde düzen sağlamak için geç kalınmış bir kanser teşhisi konmuştu. O an, mükemmeliyet üzerindeki baskının gereksiz olduğunu fark ettim.
Artık onun önemsediği şeyleri anlamıştım. Kilo ve kıyafetlerin uyumu gibi şeyler, artık benim için de o kadar mühim görünmüyordu. Kendi sağlığının azaldığını görmek, ona neyin gerçekten mühim olduğunu keşfettirmişti. Mükemmeliyet ve gerçekçi olmayan beklentiler, hayatında yer bulamaz hale gelmişti. Onu bu dersleri öğrenirken izlemek, aynı zamanda bana da bu dersleri alma fırsatı sundu. Şimdi onu hatırladıkça, minnettarım. #mükemmeliyet #aile #hayatdersleri
Haberin detayları araştırılmaya devam ediyor.

