0
🖼️ Resim

"Çocuklarımızı üç dil konuşacak şekilde yetiştiriyoruz, düşündüğünden daha kolay."

Yazar, çocuklarına Almanca, Flemenkçe ve İngilizce konuşmayı öğretmeye kararlı. Kendi kültürel ve dilsel merakıyla büyüyen bu aile, çok dilli bir hayat tarzı benimsemiş durumda. Yazar Almanca konuşuyor, eşi ise Flemenkçe. İngilizceyi ise çocuklarına daha çok kitaplar ve oyunlar aracılığıyla tanıtıyorlar. Görünen o ki, yazar Almanya'da doğmuş ama küçük yaşlarından itibaren bu ülkeyle bağlantı kurmanın zor olduğunu hissetmiş. Hatta, on bir yaşında ailesini ikna ederek yurt dışında eğitim alma isteğiyle yola çıkmış. Sonunda iki haftalığına İngiltere’nin Eastbourne kentine gitmiş. O an, hayatta yeni bir kapının açıldığını hissetmiş. 1994 yılına dönelim; sadece uluslararası öğrencilerle doğum gününü kutladığı bu deneyim, onu kültürlerarası dil öğrenimi üzerine adeta büyülemiş. Eğitim hayatı sonrasında Avustralya ve Avrupa'da çeşitli işlerde bulunmuş. 2014’te girişimciliğe adım attığında, üç buçuk yıl boyunca dijital bir gezgin olarak birbirinden uzak kıtaları dolaşmış. Eşiyle tanıştığında, çocukları için çok dilli bir ortam oluşturma kararını almışlar. Hollanda'da yerleşmeye karar veren çift, çocuklarının bu dilleri öğrenmeleri için kitap ve podcast'ler aracılığıyla etkili yöntemler araştırmış. İlk öğrendikleri kural ise tutarlılık olmuş. Yazar, her bir ebeveynin farklı dillerde konuşmasının şart olduğunu vurguluyor. Bu sayede, çocukların dilleri insanlar ve durumlarla bağdaştırması kolaylaşıyormuş. Yazar Flemenkçe bilse de, çocuklarına Almanca öğretirken daha çok çaba harcaması gerektiğini biliyormuş. Çocukları dört ve altı yaşlarındayken Almanca ve Flemenkçe'yi akıcı şekilde konuştuğunu, İngilizceyi ise büyük ölçüde anladığını ifade ediyor. Hamileliği süresince çocuklarına Almanca konuşmaya başlamış, doğduktan sonra da bu dilin onları içgüdüsel olarak kapladığını düşünüyor. Aile, oyunun bir öğretim aracı olduğunu benimsiyor; çocuklarına sık sık kitap okuma alışkanlığı kazandırarak dil gelişimlerine destek oluyorlar. Almanya'daki akrabalarıyla video görüşmeleri yapıyor ve düzenli olarak onları da ziyarete gidiyorlar. Böylece çocuklar, Almanca konuşma fırsatını bulabiliyor. Eğlenceli bir şekilde İngilizceyi, iki yaşında tanıtmaya başlamışlar. “Peppa Pig” gibi çocuk dizileriyle çocukların İngilizceye aşina olmasını sağlamışlar. Ayrıca, LingoKids gibi interaktif uygulamalarla günlük İngilizce becerilerini geliştirmelerine de yardımcı olmuşlar. Çocuklar büyüdükçe, okulda aldıkları İngilizce dersleriyle bu dili daha da fazla konuşma şansına sahip olacaklarına inanıyorlar. Eğer yeniden başlayabilselerdi, her şeyi aynı yapacaklarını ama İngilizceyi daha erken yaşta ve daha aktif bir şekilde tanıtmayı tercih edeceklerini dile getiriyorlar. Bu çok dilli yolculukları, çocuklarına büyük bir avantaj sağlıyor. #çokdilli #eğitim #ailehayatı
"Çocuklarımızı üç dil konuşacak şekilde yetiştiriyoruz, düşündüğünden daha kolay."

Yorumlar

Yorum Yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız

Topluluğa katılın ve düşüncelerinizi paylaşın!