0
🖼️ Resim
"BCG'de kıdemli ortak olarak çalışıyorum; sabahları basketbol oynayıp, kurabiye yiyorum."
Amanda Luther, Austin merkezli Boston Consulting Group'da (BCG) kıdemli ortak ve genel müdür olarak çalışıyor. Her gün sabah yedide işe başlaması, yapay zeka stratejileri geliştirmek ve müşterilere hizmet etme odaklı bir rutini var. Luther, haftada iki ila dört farklı şehre seyahat ediyor. Havaalanına giderken bile toplantılara katılmayı asla ihmal etmiyor. Altı yıldan fazla bir süredir bu firmada bulunan Luther, özellikle restoran sektörü üzerinde yapay zeka stratejileri ve uygulamaları konusunda danışmanlık yapıyor.
İş-yaşam dengesi oldukça zor bir mesele. Ama Luther, BCG'deki on dört yıl boyunca danışmanlık programının zorluklarıyla başa çıkmayı öğrenmiş. Günleri genellikle yoğun geçiyor; toplantılar bazen oldukça zorlu müşteri görüşmeleri içeriyor. Ancak, ona göre gün sonunda mutlaka okumaya zaman ayırması hayati. Her sabah basketbol oynamak, onun için bir rahatlama yöntemi. Yerel bir parkta geçirdiği bu "Zen anı", ona gün boyunca hazırlık yapma fırsatı sunuyor.
Erken saatlerde ofise yürürken kahve ve taco almak için uğradığı Veracruz isimli mekân, ona enerji veriyor. Sabahları yoğun düşünceler içerisindeyken, müşteri görüşmelerine hazırlanıyor ve yapay zeka üzerine araştırmalara vakit ayırıyor. Luther, BCG iç iletişimleri ve yapay zeka ile ilgili haber bültenlerini takip ederek sektörün son gelişmelerini yakından izliyor. Ayrıca, eski Stanford sınıf arkadaşlarıyla bir grup sohbeti yaparak bu bilgileri paylaşıyor. Bu tür tartışmalar, Luther’in kariyer hedeflerini netleştirmesine yardımcı oluyor.
Öğleden sonraki toplantılarda ise iç iletişim dinamiklerinin yanı sıra, şirketin üst düzey yöneticileriyle yapay zeka konusunu ele alıyor. Görünen o ki, birçok şirketin üst yöneticileri, yapay zeka projeleri üzerine oldukça ciddi tartışmalara giriyor. Yöneticiler, projelerine yönelirken, bu projelerin çoğunun başarısızlıkla sonuçlandığını da biliyor. Bu da onları iki zıt kutupta sıkışmış hissettiriyor. Daha derinlemesine inildiğinde ise, bu durumun çalışanlar için ne anlama geldiği sorusu gündeme geliyor. İş ortamındaki sürekli değişim sebebiyle, insanlar eski düzenlerini korumak isteyebilir.
Restoran endüstrisinde yapay zekanın artan rolü ilgi çekici bir konu. Son yıllarda müşteri tarafındaki yenilikler ve kişiselleştirme, oldukça ön planda. Şimdi operasyonel alanda da hayati gelişmeler söz konusu. Özellikle hızlı servis restoranlarının yöneticilerine yapay zeka desteğiyle doğru bilgilerin sağlanması iş yükünü hafifletebilir. Luther, zaman zaman zorlayıcı kariyer görüşmeleri yapıyor ve çalışanların duygusal anlarıyla başa çıkmayı öğrenmiş. Duygusal tepkiler normal; bu yüzden, ofisinde bir mendil kutusu bulundurmayı alışkanlık haline getirmiş.
Amanda, sürekli değişen programında uçuş gecikmeleri gibi olumsuz durumların dengesizliğe yol açtığını ifade ediyor. Sıklıkla günde iki, üç veya dört şehre seyahat etmek zorunda kalıyor; dolayısıyla yoğun bir zaman yönetimi şart. Kişisel okuma alışkanlığına büyük bir önem veriyor, yılda yüz kitap okuma hedefini başarmış durumda. Üstelik, tüm ABD başkanlarının biyografilerini okumaya devam ediyor ve bilim kurgu eserlerine özel bir ilgisi var. Hafta sonları ise tamamen dinlenmeye ihtiyaç duyuyor; Pazartesi işine geri dönmek için enerji toplamak istiyor.
Sonuç olarak, Amanda Luther’in yoğun yaşamı, iş ve kişisel gelişim dengesinin nasıl sağlanabileceğine dair bir örnek teşkil ediyor. Sadece iş hedeflerine ulaşmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi ilgi alanlarına da zaman ayırarak zorlayıcı bir denge kuruyor. #yapayzeka #danışmanlık #işyaşamdengesi
Konuyla ilgili gelişmeleri takip ediyoruz.

