0
🖼️ Resim
"İki ve sekiz yaşındaki torunlarımla bir hafta geçirmek beni yordu, ama hepimizin biraz hoşgörüye ihtiyacı olduğunu öğretti."
Bir yazar, torunlarıyla bir hafta geçirdi. Küçük bir çocuğun tuvalet kazası, ona beklenmedik bir sabır ve zarafet dersi verdi. Bu süreçte, yazar kendini hayal kırıklığına uğramış hissetse de torunlarının şefkat ve destek gösterdiğini gözlemledi. Sonuç olarak, bu hikaye ailedeki teşvikin ve koşulsuz sevginin önemini vurguluyor.
İki yaşındaki ve sekiz yaşındaki torunlarımla geçirdiğim beşinci gün kesinlikle dayanılmaz hale gelmişti. Uykusuzluk başımı ağrıtıyor, ağzım kurumuştu. Banyoya girdiğimde, klozetin kenarında sarı lekeler buldum. İki yaşındaki bir çocuğun evde olmasıyla bu durum hiç de şaşırtıcı değildi. lakin sabah yedi gibi tuvaletin etrafındaki birikinti, canımı sıkmaya başladı. Hızla fanı açtım, kağıt havluyu kapıp temizlemeye girişsem de, aşırı tepki vermekten kendimi zor tuttum.
Hafta boyunca George’a yardım etmeye çalıştım ama o, her seferinde kendi işini halledebileceğini söyledi. Sonrasında kapıyı çarpıp çıkıverdi. O birikinti, sabrımı test etti adeta. Kendime "Sakin ol, o sadece iki yaşında. En azından bebek bezini değiştirmiyorsun" dedim. George kapıyı çaldı ve banyoda olup olmadığımı sordu. Cevapsız kaldım.
Buna rağmen, pek çok şey anlatma, paylaşma ihtiyacı hissediyordum. Ama ben derin bir nefes alıp durdum. O sırada büyük kardeşi Stanley devreye girdi. George, Stanley’nin peşinden giderken onu taklit ediyordu sürekli. Gece de birlikte uyuyorlardı. İkisi alt katta yan yana yatarak birbirlerine sarılıyordu. Stanley, George'un dizinin üzerinde oturduğunu görünce gülümseyerek ona güzel güzel övgülerde bulundu. Klozeti tıkadığına dair bir şey söylemedi. Sadece kollarını açarak bir sarılma teklif etti.
Bir an sessizlik oldu. Ben felaketi görürken, Stanley çabayı fark ediyordu. Düşünceler içinde boğulurken, Stanley birden kollarını açıp sarılmayı seçti. İkisini de lavaboya yönlendirdim, ardından öğle yemeğine geçtik. George uykuya ihtiyacı olduğunda onu yatağına koydum ve Stanley ile oyun oynamaya devam ettim.
George, dedesiyle yaptığımız yürüyüşte bir kavşağa geldiğimizde, elimi tutmak yerine benim elimden tuttu. Küçük parmakları avucumda sıkıca kapalıydı. Yatmadan önce, genellikle dedesini seçen George bu sefer bana bir kitap okumamı istedi. Tuvalet ve temizlik konularını bir kenara bırakarak, onu kucağıma alıp hikayeyi keyifle okudum.
Günün sonunda, dedesiyle oturma odasında kitap okumak yerine dinlenmek istiyordum. Ama aklımda geçen saatler, nasıl daha iyi olabileceğim vardı. Öğrendim ki günün dersi, tuvaleti nasıl kullanacağım değil, bir iki yaşındaki çocuğa sabır ve sevgi göstermeyi öğrenmekti.
Stanley, George’u denemesi için ödüllendirdi. Bu durum bana, hepimizin biraz zarafete ihtiyacı olduğunu hatırlattı. Yüksek beklentiler dünyasında, mükemmeliyet genelde uyandırmaya çalıştığımız bir hedef gibi kapıda bekliyor. lakin çoğu zaman, basit teşvikleri unutuyoruz. George, bana sevginin ne kadar güçlü bir şey olduğunu o kadar sıradan bir davranışla göstermişti ki. En gerçek sevgi, mükemmeliyet değil, karmaşanın ortasında sunulandır.
#ailesevgisi #sabırdersleri #koşulsuzsevgi

