0
🖼️ Resim
Fransa'ya sekiz yıl önce taşındım; ilk birkaç ay, iş hayatında zorluklar ve beklenmedik durumlarla doluydu.
Fransa'daki çalışma koşullarına ve kültürel normlara uyum sağlamak benim için gerçekten zaman alıcı bir süreç oldu. Jodie Hughes, Fransız iş hayatına girmekte en zorlu yanlardan birinin, Fransız etiketi öğrenmek olduğunu anlatıyor. Ofisteki alkol ve yemek kültürü, İngiltere'den gelen biri için oldukça ilginç geldi. Yıllık izin ve işten ayrılma konularının ne denli farklı olduğunu görünce şok oldum.
İki bin on yedi yılında, paralegal olarak çalıştığım işimden ayrıldım. Hayatımı düzene koymak için Paris’e tek yönlü bir bilet aldım. Bu yeni sayfa pek çok sürprizle doluydu. İlk aylarda bazı beklenmedik zorluklar yaşadım. Fransız bürokrasisi ve akşam etkinliklerine katılmak, oldukça karmaşık bir süreçti. En büyük kültürel şoklar ise ofiste oldu. Hala Fransa’da sekiz yıl geçirmiş olsam da, Fransız iş kültürünün hâlâ beni şaşırttığı noktalar var.
Fransız sosyal normlarına alışmak, düşündüğümden fazlasıydı. Ofis etiketini kavramak, yeni bir işte çalışmaya başlayınca acil bir meseleyi haline geldi. Fransa’ya vardığımda sadece üç gün geçmişti ki yeni bir işle karşılaştım. Üniversitedeki unvanım hâlâ paralegal'dı ama işim bambaşkaydı. Anlayacağınız, zorlu bir öğrenim sürecine girdim. Doğru hitap etme konusunda gerçekten zorluk çekeceğimi düşünmüştüm, ama bu hataların sık olması beni rahatsız etti. Fransızca’da "sen" ve "siz" için farklı kelimeler var. Kimi zaman "tu", kimi zaman "vous" kullanmanız gereken durumlar karışık.
Asansöre binenlere selam vermek ve çıkarken iyi günler dilemek gibi alışkanlıklar bende yeni bir durumdu. İngiltere’de böyle anlarda göz teması kurmaktansa, kafa yukarı bakılır. Eğer birine selam verirsen, en fazla sıkıcı bir gülümseme yeter. Ama burada, insanlar bu tür sosyal etkileşimlerde oldukça samimi.
Fransa'daki yemek kültürü de çok farklı. Ofisteki yemekler adeta bir gurme cenneti gibi. Dökme patates, somon, paella ve profesyonel şefin hazırladığı tatlılar var. Ayrıca, yerel fırından taze ekmek bulmak da oldukça kolay. Öğle yemeği genellikle oldukça makul fiyatlarla sunuluyor ve çoğunlukla neredeyse ücretsiz. Çalışma saatleri içinde alkol tüketmek de burada yaygın bir durum. Öğle yemeğinde bir kadeh içki içmek neredeyse standarttır; hatta bir kadeh şampanya, geçmişteki tüm etkinliklerden daha fazlasını temsil ediyor.
İlk deneyimlerim arasında iş-yaşam dengesi de oldukça hayati. Burada çalışanlar, işten tamamen kopma hakkına sahip. İngiltere’deki yoğun iş temposunun yerini burası çok daha dengeli bir yaşam tarzına bırakmaya başladı. İlk yılımda öğrendiğim beş haftadan fazla yıllık izin hakkım oldukça dikkatimi çekti. İki haftalık kesintisiz tatil zorunluluğu ise İngiltere’deki deneyimime göre oldukça farklıydı.
Yaz aylarında pek çok çalışan bir ay tatil yapıyor. Bu, projelerin arttıkça yavaşlamasına neden oluyor. Ama bu değişim, hayatımı nasıl dönüştürebileceğini anlamama yardımcı oldu. Farklı iş normlarına uyum sağlamak zorlayıcıydı ama bu deneyim, hayatımın en güzel ve öğretici yanlarından biri oldu. Sonuç olarak, Fransa’daki hayatım, beklenmedik sürprizlerle dolu bir yolculuk oldu. #fransa #işkültürü
Konuyla ilgili gelişmeleri takip ediyoruz.

