0
🖼️ Resim

"Tek başına yemek yeme korkusunu aştım, artık bu durumu seviyorum."

Yalnız yemek yeme korkusu aşılabilir mi? Mesa, soyadının İngilizce'de “masa” anlamına geldiğini mizahi bir dille belirtiyor. Bu da onu misafirperverlik sektörüne yönlendiren bir nokta olmuş. Genç yaşlardan itibaren yemek masasında insanları ağırlama tutkusunu geliştirmiş. Dominik Cumhuriyeti'nde büyürken, büyükanneleri ona muazzam bir ev ve harika bir yemek masası sunmuş. O büyükannesi, çiçekleri düzenler, gümüş eşyaları parlatır ve isim kartları yaparken her zaman yüzünde bir gülümseme vardı. Yemek masası genelde sekiz kişilikti ama her zaman yedi kişilik yerine fazladan bir yer bırakırdı. Nedenini merak ettiğinde “Sürpriz bir misafir gelebilir,” diye yanıt verdi. Ve elbette her zaman bir misafir çıkıyordu. Yazar, büyüme döneminde Dominik Cumhuriyeti ile New York arasında gidip geldi. Ama derinlerde hep California hayali vardı. Nihayet, San Francisco’ya taşınmaya karar verdi. Yerleştiğinde, burada arkadaş edinme ihtiyacını hissetti. Böylece, şehre gelen misafirler ve yeni kurulmuş girişimler için "California Caribbean" temalı akşam yemekleri düzenlemeye başladı. İlk adımı, 2015 Temmuz’unda evinde çektiği bir video ile attı. Bir hafta sonra, “deneme etkinliği” düzenleme daveti aldı ve bu sınavdan başarıyla geçti. Yabancı bir evde yemek yemek bazıları için tuhaf olabilir; ancak toplu yemek anlayışı aslında yeni bir şey değil. Fransız Devrimi döneminde uygulanan "table d'hote" ile, misafirler ortak bir menüyü paylaşabiliyordu. Yemek davetlerinde, geçmişleri çok farklı olan insanlarla iletişim kurarken büyülü anlara tanık oldu. Her misafir yeni bir sürprizdi. Sınırlar ortadan kalktı, farklı kökenlerden, ırklardan ve toplumsal statülerden insanlar bir araya geldi. Yaklaşık sekiz yıl süren bu etkinliklerde onlarca fotoğraf, masa düzeni ve yemek görüntüsü biriktirmişti. Ama en kıymetli anılar, misafir defterinin sayfalarında, yirmiden fazla dilde yazılmış mesajlar ve çizimlerle yer aldı. COVID sonrası yaşamın birçok şeyi değiştirdiği kesin. Kendi ilişkilerinde de farklılıklar yaşandı ve on bir yıllık ev arkadaşlığına son verme kararı aldı. New York’a geri dönmek, ona yeni bir başlangıç sundu. Yeni yaşamında, maliyetleri düşürmek amacıyla toplu yaşamaya başladı. Yakın arkadaşlarının başka eyaletlere gitmesi, şehrin tanıdıklığını kaybetmesine yol açtı. Yeni arkadaş edinmek ise zor oldu; kendisine “Arkadaşları Bir Araya Getirme Engeli” adını verdiği bir zorlu süreç başladı. Yalnız yemek yeme korkusunu yenmeyi hedefledi. İlk yalnız rezervasyonunu yaptığında yanına bir kitap, defter ve sarj aleti aldı. Yalnız yemek yemenin, kendini gözlemleme ve iç huzuru bulma açısından oldukça olumlu olduğunu keşfetti. İnsanların beklentileri ile uyum sağlama baskısının ortadan kalkması, her lokmayı kendi hızında tadabilme özgürlüğü sundu. Bu zaman dilimi, yeni planlar oluşturmak için de verimliydi. Kendi kendine en sert eleştiriyi yapanın yine kendisi olduğunu fark etti. Yalnız yemek yemenin sunduğu bu özgürlük ve içsel deneyim, yazarın bakış açısını değiştirdi. Yemeğin doğasında var olan lezzetleri, kendi düşünceleriyle birlikte tatma fırsatı buldu. Onun için yalnız yemek yemek artık manevi bir tatmin ve kişisel gelişim fırsatıydı. #yalnızyemek #misafirperverlik #kişiselgelişim
"Tek başına yemek yeme korkusunu aştım, artık bu durumu seviyorum."

Yorumlar

Yorum Yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız

Topluluğa katılın ve düşüncelerinizi paylaşın!