0
🖼️ Resim
"Çin ve ABD'de yüksek lisans deneyimim oldu; Hong Kong'da eğitimsel özgürlük daha fazlaydı."
John von Seggern, 2000'li yılların başında, otuzlarının ortasında iken Hong Kong Üniversitesi'ne kaydoldu. Eğitim süreci oldukça keyifliydi. Ayrıca, aldığı cömert burs onun için büyük bir avantaj sağladı. Sonrasında, daha yoğun bir programla Kaliforniya'ya geri dönerek yüksek lisansını tamamladı. Bu yazı, Futureproof Müzik Okulu'nun kurucusu olan von Seggern ile yapılan bir röportajın derlenmesiyle oluşturuldu; uzunluk ve netlik açısından düzenlendi.
1990'larda Asya'da müzik ortamı çok canlıydı. Ben de bir bas gitarist olarak caz müziği ile ilgileniyordum. Özellikle Japonya'ya duyduğum ilgi beni cezbetti. Bu yüzden orada kariyerime başlamak akıllıca görünüyordu. Hong Kong’da tanınmış bir sanatçı ile tanıştım ve kısa sürede hem Hong Kong'da hem de ana karada birçok konser verdim. Beş büyük turdan sonra, yorgunluğun etkisi başladı. Her zaman öğrenmeye açtım. O dönemde Hong Kong Üniversitesi'nde yüksek lisans yapan bir öğrencim vardı ve bu programın bana iyi bir dinlenme sunacağına inanıyordum.
Hong Kong'daki programımda, birkaç ders alarak yüksek lisans için gerekli şartları kolayca tamamladım. Sınav vermem gerekmiyordu; tek yapmam gereken bir araştırma teklifi sunmaktı. O dönemde, müzik ile internetin etkileşimi üzerine yaptığım çalışma, beni öne çıkaran bir unsurdu. Hong Kong Üniversitesi'nin Britanya eğitim sistemine dayalı yapısı kendi kendine öğrenmeye çok olanak tanıyordu. Yaklaşık on sekiz ay boyunca birkaç küçük seminerle, çoğu çalışmamı kendi başıma tamamladım. Haftada bir danışmanımla bir araya gelip, onun önerdiği okumaları yapıyordum.
Hong Kong'daki bursum, geçimimi sağlamama yardımcı oldu. Müzik çalarak ek gelir elde etme fırsatım oldu. Programda tek Amerikalı öğrenci bendim; gerisi çoğunlukla Çinliydi. Hong Kong'daki eğitim saygı duyulan bir konuydu. Otuzlarında bir öğrencinin varlığı alışıldık değildi ama gösterilen saygı beni mutlu etti. Bazen yardımcı öğretim görevlisi olarak çalıştım; alt sınıf öğrencileri ise Hong Kong yerlisi ve oldukça disiplinliydiler.
ama, Hong Kong'daki öğrenci hayatımın sonunda adanın geleceği konusunda kaygılarım oluşmaya başladı. 1997’de Çin'e dönen bu ada, gözümde soluklaşmaya başlamıştı. Bu konu, üniversitedeki yabancı akademisyenler arasında sıkça tartışılıyordu. Kaliforniya'ya dönmeyi seçtim. Birçok müzisyenin yerleştiği dönemde yeni bir başlangıç yapmak istedim. California Üniversitesi, Riverside'da kayıt olduktan sonra ilk dikkati çeken, Hong Kong'daki çalışmalarımın burada pek tanınmaması oldu. Orijinal araştırmamı getirsem de, Britanya eğitim sisteminin Amerikan sistemine uymaması nedeniyle kredi alamadım.
Kaliforniya’daki eğitim deneyimim daha belirli bir müfredata sahipti. Başlangıçta bu durum hoşuma gitmedi çünkü kendi ilgi alanlarımı takip etmek istiyordum. Zamanla temel bilgileri edinmenin faydalı olabileceğini anladım. ABD'deki yüksek lisans hayatım, gerçek bir hayatta kalma savaşı gibiydi. Daha az burs ile daha fazla çalışma bekleniyordu ki bu durum, kiramı bile ödemekte zorlanmama neden oluyordu. Alt sınıf öğrencilerinin yazdığı çalışmalardaki belirgin yazım hataları beni şaşırttı; bu, Hong Kong'da gördüğüm dikkatsizlikle kıyaslanınca oldukça farklıydı.
Sonuç olarak, ne Çin'deki ne de ABD'deki eğitim sisteminin daha iyi olduğunu söylemek kolay değil. Her iki yaklaşımın da kendine has artıları ve eksileri mevcut. İkisinin de bana kattığı deneyimler, hayatımda önemli yerlere sahip. #müzik #eğitim #hongkong

