0
🖼️ Resim
"40 Yaşındaki Bireylerin Özgeçmişlerinde: 30 Yaşında Gibi Gösterilmesinin Sebepleri"
Montreal'de yaşayan pazarlama stratejisti Lily, 2024 sonbaharında uzun bir iş sözleşmesini tamamladıktan sonra hemen yeni iş başvurularına yöneldi. Altı ay içinde beş yüzün üzerinde başvuru yapmasına rağmen, sadece birkaç etkisiz mülakatla ve sayısız sessizlikle karşılaştı. İş başvurularının dikkate alınması için bir özgeçmiş danışmanı tutmak istedi. lakin beklentilerinin aksine, sadece biçimsel ipuçları almakla yetinmedi. Elbette, danışmanın Lily’nin özgeçmişinden son on yılı hariç tümünü silmesini önermesi onun için çarpıcıydı. Bu, on beş yıldan fazlasını silmek demekti. Tabii ki, bu durum onun için bir çeşit yanıltıcı bir strateji haline gelmişti. Danışman ise, böylece daha genç görünüm kazanabileceğini söyledi. Aynı zamanda, Lily’nin üçüz yaştaki arkadaşları da benzer şeyler önermişti. Özellikle biri, on yıl daha genç bir arkadaşının, özgeçmişine benzer bir şekilde el atarak hayalindeki işe geçiş yaptığını. belirtti.
Kırk sekiz yaşında olan ve profesyonel unvanını korumak için takma isim kullanan Lily, bu tavsiyeleri dikkate almaya karar verdi. Sonuçlar ise oldukça dikkat çekiciydi; mülakatlar birdenbire akmaya başladı. "Bütün zorluklar bir anda sanki güneş açar gibi geçti," diyor heyecanla. TikTok ve LinkedIn gibi sosyal platformlarda, iş arayanların yaşlarını gizleme trendi hızla yayılıyor. Lily gibi birçok kişi, bu yöntemi kullanmakta sakınca görmüyor.
Yaş ayrımcılığı iş yerlerinde ciddi bir sorun. Özellikle ellili yaşlarındaki bireyler ve kadınlar, bu olguyla sıkça karşılaşıyor. lakin günümüz iş dünyasında "çok yaşlı" kabul edilenler, gittikçe daha genç yaş aralıklarına kayıyor. Görünen o ki, 2024’ün ilk çeyreği ile 2025’in ilk çeyreği arasında Glassdoor, iş arayanların yaş ayrımcılığına değinme oranının yüzde yüz otuz üç oranında arttığını bildiriyor. Bu artış, işsizlik oranlarının yükselmesiyle de bağlantılı. Pandemi sonrası dönemde, özellikle 30'lu ve 40'lı yaşlardaki çalışanlar kariyerlerinin zirvesindeydi. lakin şu an iş pazarında belirsiz bir konumda kalmış durumdalar. Üstelik, şirket hiyerarşisinde yerlerini sağlama almakta zorlanıyorlar. Orta kadroların hızla ortadan kalkması, durumu daha da zora sokuyor.
Tecrübeli iş gücünün geçim kaynağını sürdürememesi, iş piyasasındaki etik değerlerin ve beklentilerin giderek güncelliğini kaybetmesine yol açıyor. Tecrübenin değer kaybetmesi halinde geriye ne kalıyor? İşte böyle bir belirsizlik içinde; özgeçmişini gençleştirmek, bir hayatta kalma stratejisi haline geliyor. İş görüşmelerinde olumsuz bir tavırla karşılaşan şirketler, yanlış alım yapmaktan endişeliyken, işe alım yöneticileri de risk almaktan çekiniyor.
Boston'daki kariyer danışmanı Josh Bob, "Gencim" izlenimi yaratmak için özgeçmişlerinden eski yıllarını çıkaran insanların sayısının arttığını ifade ediyor. İşverenler, hızlı bir şekilde işe başlayabilecek adayları tercih ediyor. "Bunu gördüğünüzde, birinin yirmi beş ya da otuz yıllık deneyiminin, yalnızca on yıl içindeki birine göre daha hızlı iş başında olmasını sağladığını düşünürsünüz. lakin işe alım yöneticileri bu şekilde düşünmüyor," diyor. Çünkü işverenler, "Dün bu işi yapan birine ihtiyacım var" ruhuyla hareket ediyor.
Kısacası, işverenler ideal adayı “altın ortayı” temsilen bulmaya çalışıyor. Çok genç olmamalı, çok da yaşlı birini de istemiyorlar; tercihleri genellikle bir rakipten pitlik olmuş biri. Ama şimdi 30’lu ve 40’lı yaşlardaki profesyoneller de benzer bir durumla baş başa kalıyorlar. Minnesota'daki bir insan kaynakları profesyoneli, Jessica Ehlers, işverenlerin bütçe kaygılarını dile getiriyor. "Yirmi ya da otuz yıllık deneyime sahip biri, pek çok işverence daha maliyetli olarak görülüyor," diyor. Bu yüzden, bazı şirketler yüksek maliyetli adayları süzgeçten geçirmek için yöntemler geliştiriyor.
Ayrıca, yapay zeka...

