0
🖼️ Resim
"27 yaşındayım, evim, çocuğum yok ve evli değilim; ailem benim yaşımda bunlara sahipti, bu yüzden kendimi yetişkin hissetmiyorum."
Yetişkinliğin getirdiği yüklerle başa çıkmak bazen zorlu bir süreç. Şu anda yirmi yedi yaşıma yaklaşırken, ailemin yirmi beş yaşında ebeveyn olduğuyla kendimi karşılaştırdığımda, gerçekten bir yetişkin gibi hissedemiyorum. Ama sonuçta hayat değişiyor, zaman da öyle. Kendimi başka başarılarla değerlendirmeliyim.
Mart ayı, bin dokuz yüz doksan dokuzda doğduğumda, ailem henüz yirmi beşti. O zamanlar evliydiler ve mortgage ile ev sahibi olmuşlardı. Sürekli, "gerçek yetişkinler" gibi bir izlenim verdiler. Şu an onlardan daha yaşlıyım. Yirmi bir yaşımda, pandemi döneminde üniversiteyi bitirirken, onlar evlenip çocuk sahibi olmaya hazırlanıyorlardı. Ben ise, yirmi beş yaşımda ciddi bir ilişkimle birlikte evlenmek yerine, kedilerimizin ebeveynleri olduk.
Kira ödemek için her ay hesapta paranın eksildiğini görmek, bende bazen bir geride kalmışlık hissi yaratıyor. Ama bu durumun artık çok farklı olduğunu her zaman kendime hatırlatıyorum. Gençliğimi tanımlayan belirli hedefler, artık benim yaş grubum için pek ulaşılabilir görünmüyor. Bazı arkadaşlarım ev sahibi olsa da, genel olarak çoğunluk için bu bir hayal gibi. Çocuk sahibi olmayı düşünmüş olsam bile, bunu yirmili yaşlarımda hayal edemezdim; bu konuyu otuzlarımda planlıyorum.
Maaşlar artarken konut fiyatları da yükseliyor; bu durum ev sahibi olmayı zorlaştırıyor. Yirmili yaşlarda ev sahibi olmak artık pek mümkün değil gibi. Yine de, bu duruma rağmen sık sık kendimi bir yetişkin gibi hissetmiyorum. Benim gibi düşünen birçok arkadaşım da var. Birçok gün, sanki bir yerde arafta kalmışım gibi hissediyorum.
Takip ettiğim geleneksel bir yaşam yolu yok. On sekiz yaşımda üniversite için başka bir şehre taşındım. Yüksek lisansımı farklı bir şehirde tamamladım. Ortak bir evde yaşadım, ardından başka bir şehre, partnerimle geçtim. Kendi çocuklarım yok ama kedilerim var. Bazen sanki bir ergen gibi, yetişkin rolü oynuyormuşum gibi geliyor. Ama kendi hayatımın da düzenli olduğunu unutmamak gerek. Uzun süreli partnerimle yaşıyorum, yüksek lisans diplomam var ve serbest çalışarak geçimimi sağlıyorum. Finansal açıdan oldukça stabilim.
Nadir de olsa, gerçek bir yetişkin olduğumu hatırlatan anlar yaşıyorum. Mesela arkadaşlarımla finans konularını konuştuğumda veya yeni mutfak aletimi beklerken yaşadığım heyecan. Babam, benim yaşımdayken daha fazla deneyimim olduğunu söylüyor. Daha birçok şehirde yaşayıp, farklı alanlarda eğitim almış biri olarak hayatım, geleneksel yetişkinlik tanımının ötesinde zenginleşti.
En önemlisi, başkalarıyla kıyaslamadan kendi yolumu bulmak bence. Zaman zaman kaygılanıyorum ama bu sürecin bir yarış olmadığını kabul etmeye başladım. Geçtiğimiz Aralık ayında sevgilimle Tuna Nehri’nde botla seyahat ederken, Bratislava'nın gecesinin tadını çıkarırken, onların yaşındaki koşullardan farklı bir hayat yaşadığımı fark ettim. Onlar bir yaşında bir çocuğa sahip olmanın zorlukları ile uğraşırken, ben işten uzak bir hafta sonu keyfi yapmanın seyahat özgürlüğünü yaşıyordum. Sonuç olarak, yirmili yaşlarımda edindiğim deneyimlerin, benim için en doğru yol olduğunu anlıyorum.
Haberin detayları araştırılmaya devam ediyor.

